Oceanos Therapy

DSM-IV’te Çok Eksenli Sistem ve DSM-5’teki Değişiklikler

24 Mayıs 2024 · 6 dk okuma

DSM-IV’te Çok Eksenli Sistem ve DSM-5’teki Değişiklikler

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM) uzun zamandır ruh sağlığı alanının temel taşlarından biri. Klinisyenler uzun yıllar boyunca ruhsal rahatsızlıkları tanılamak ve değerlendirmek için çok eksenli bir sistem getiren DSM-IV’ü kullandı. Ancak DSM-5’in yayımlanmasıyla çok eksenli sistemin kaldırılması dahil önemli değişiklikler yapıldı. Bu yazıda DSM-IV’teki çok eksenli sistemi, İşlevselliğin Genel Değerlendirmesi (GAF) puanını, çok eksenli sistemin kullanım alanlarını, neden terk edildiğini ve DSM-5’in ruh sağlığında tanı koyma pratiğini nasıl değiştirdiğini ele alıyoruz.

DSM-IV’te çok eksenli sistem

DSM-IV’ün çok eksenli sistemi, kişinin ruh sağlığını değerlendirmek için kapsamlı bir yaklaşım sunuyordu. Bu sistem, kişiyi her biri durumunun farklı bir yönünü ve bunun şiddete ve işlevselliğe etkisini ele alan beş ayrı eksende değerlendiriyordu:

Eksen I: Klinik bozukluklar

Tanım: Bu eksen, belirgin sıkıntıya ve işlev kaybına yol açabilen başlıca ruhsal rahatsızlıkları kapsıyordu. Depresyon, kaygı bozuklukları, bipolar bozukluk ve şizofreni bunlara örnektir.

Şiddet ve işlevsellik: Eksen I’deki bozukluklar çoğu zaman ani başlar ve hemen ilgilenilmesi gerekir. Şiddetleri hafiften ağıra değişebilir ve gündelik işlevselliği farklı ölçülerde etkileyebilir. Örneğin majör depresif bozukluk sosyal ve mesleki işlevsellikte belirgin bozulmaya yol açarak kişinin çalışmasını, ilişkilerini sürdürmesini ve gündelik işlerini yapmasını etkileyebilir.

Eksen II: Kişilik bozuklukları ve zihinsel yetersizlik

Tanım: Eksen II, kişilik bozuklukları (borderline, antisosyal gibi) ve zihinsel yetersizlik (o dönem “mental retardasyon” olarak anılan) gibi uzun süreli ve yaygın sorunlara odaklanıyordu.

Şiddet ve işlevsellik: Bu durumlar genellikle süreğen ve kalıcıdır; kişinin ilişkilerini ve davranış örüntülerini hayatı boyunca etkiler. Kişilik bozuklukları kişiler arası ilişkilerde ve sosyal işlevsellikte süregiden güçlüklere yol açabilir. Zihinsel yetersizlik bilişsel işlevselliği ve uyum davranışlarını etkiler ve sürekli destek ve müdahale gerektirir.

Eksen III: Genel tıbbi durumlar

Tanım: Bu eksen, ruhsal sorunları etkileyebilecek ya da ağırlaştırabilecek tıbbi durumları listeliyordu. Diyabet, yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklar ve nörolojik rahatsızlıklar buna örnektir.

Şiddet ve işlevsellik: Tıbbi bir durumun varlığı ruhsal rahatsızlıkların tedavisini ve yönetimini zorlaştırabilir. Örneğin kronik ağrı depresif belirtileri ağırlaştırabilir; ağır tıbbi durumlar kullanılabilecek terapi yöntemlerini sınırlayabilir. Bu eksen, bedensel ve ruhsal sağlık arasındaki ilişkiyi tanıyarak bütüncül bakımın önemini vurguluyordu.

Eksen IV: Psikososyal ve çevresel sorunlar

Tanım: Eksen IV, işsizlik, boşanma, evsizlik ve kişiler arası çatışmalar gibi kişinin ruh sağlığını etkileyebilecek sosyal ve çevresel etkenleri ele alıyordu.

Şiddet ve işlevsellik: Bu etkenler ruhsal rahatsızlıkların şiddetini ve seyrini önemli ölçüde etkiler. Stresli yaşam olayları ya da süregiden sosyal stres kaynakları ruhsal belirtileri tetikleyebilir ya da ağırlaştırabilir. Örneğin iş kaybı bir depresif dönemi başlatabilir; süregiden aile içi çatışmalar kaygı bozukluklarını sürdürebilir ya da ağırlaştırabilir.

Eksen V: İşlevselliğin Genel Değerlendirmesi (GAF)

Tanım: Bu eksen, genel psikolojik, sosyal ve mesleki işlevselliği derecelendirmek için sayısal bir puan (0–100) veriyordu. Yüksek puanlar daha iyi işlevselliğe işaret ediyordu.

Şiddet ve işlevsellik: GAF puanı, ruhsal rahatsızlıkların kişinin gündelik hayatı üzerindeki genel etkisini anlamaya yardımcı oluyordu. Örneğin 91–100 arası bir puan üstün işlevselliğe işaret ederken 20’nin altındaki bir puan ağır bir işlev kaybına ve kişinin kendisi ya da başkaları için olası bir tehlikeye işaret ediyordu. GAF puanı zaman içindeki değişimleri izlemek ve müdahalelerin etkinliğini ölçmek için kullanılıyordu.

DSM-IV’te Çok Eksenli Sistem ve DSM-5’teki Değişiklikler
İnternet üzerinden online doktor görüşmesi: ekranda açık bir sağlık uygulaması ve tanı koyan gülümseyen bir hekim.

Çok eksenli sistemin kullanım alanları

Ruh sağlığı uzmanları DSM-IV’teki çok eksenli sistemi çeşitli nedenlerle yaygın olarak kullandı:

  1. Kapsamlı değerlendirme: - Çok eksenli sistem klinisyenlerin hastanın hayatının pek çok yönünü göz önünde bulundurmasını sağlayarak ruh sağlığına bütüncül bir bakış sunuyordu. Klinisyenler farklı eksenleri değerlendirerek çeşitli ruhsal sorunlar ile dış etkenler arasındaki etkileşimi görebiliyordu.
  2. Tedavi planlaması: - Klinik bozuklukları, kişilik bozukluklarını, tıbbi durumları ve psikososyal etkenleri birbirinden ayırarak klinisyenler daha hedefe yönelik ve etkili tedavi planları geliştirebiliyordu. Bu yaklaşım kişinin durumunun tüm yönlerini ele alarak daha kişiselleştirilmiş ve kapsamlı bir bakım sağlıyordu.
  3. İletişim: - Yapılandırılmış biçim, sağlık profesyonelleri arasında net bir iletişimi kolaylaştırıyor ve hastanın durumunun tüm yönlerinin dikkate alınmasını sağlıyordu. Bu, farklı uzmanların hastanın sağlık durumunun bütününü anlaması gereken çok disiplinli ekiplerde özellikle önemliydi.
  4. Sigorta ve kayıt: - Ayrıntılı yaklaşım, kapsamlı tedavinin sigorta tarafından karşılanması için çoğu zaman gerekli olan hastanın durumunun karmaşıklığının belgelenmesine yardımcı oluyordu. Çok eksenli sistem çeşitli terapi müdahalelerinin gerekçelendirilmesi için net bir çerçeve sunuyordu.

Çok eksenli sistem neden terk edildi?

DSM-5’in yayımlanmasıyla çok eksenli sistem kaldırıldı. Bu kararın birkaç nedeni vardı:

  1. Karmaşıklık ve tekrar: - Çok eksenli sistem fazla karmaşık bulunuyordu ve bazı eksenlerin içeriği örtüşüyordu. Klinisyenler beş ekseni tutarlı şekilde kullanmayı çoğu zaman zahmetli buluyordu; bu da verimsizliğe ve tanı ile tedavi planlamasında olası hatalara yol açıyordu.
  2. Güvenilirlik eksikliği: - Araştırmalar, klinisyenlerin eksenleri, özellikle de GAF puanını derecelendirme ve kullanma biçimlerinde farklılıklar olduğunu gösterdi; bu da tutarsız değerlendirmelere ve tanılara yol açıyordu. Bu değişkenlik çok eksenli sistemin bir tanı aracı olarak güvenilirliğini azaltıyordu.
  3. Ruh sağlığına dair gelişen anlayış: - Ruh sağlığı alanındaki ilerlemeler, bozuklukların birbirinden ayrı bölmelere yerleştirilmek yerine birbiriyle ilişki içinde görüldüğü daha bütünleşik bir yaklaşım ihtiyacını öne çıkardı. DSM-5 ruhsal rahatsızlıklara dair daha incelikli bir anlayışı yansıtmayı amaçladı.
  4. Geliştirilmiş tanı ölçütleri: - DSM-5, tanı ölçütlerini daha kesin ve farklı ortamlarda uygulanabilir hale getirmeyi amaçladı; böylece hastanın durumunun farklı yönlerini sınıflandırmak için ayrı eksenlere duyulan ihtiyaç azaldı. Bu yaklaşım el kitabının netliğini ve kullanışlılığını artırmayı hedefliyordu.

DSM-5’teki değişiklikler

DSM-5 ile önemli değişiklikler yapıldı:

  1. Eksen I–V’in kaldırılması: - DSM-5 artık ruh sağlığının farklı yönlerini sınıflandırmak için ayrı eksenler kullanmıyor. Bunun yerine klinik bozuklukları ve kişilik bozukluklarını tek bir bölümde birleştiren tek bir ruhsal bozukluklar listesi sunuyor. Bu sadeleştirilmiş yaklaşım tanıyı kolaylaştırmayı ve klinik kullanışlılığı artırmayı amaçlıyor.
  2. Şiddet ve yeti yitimi değerlendirmesinin eklenmesi: - DSM-5, bir bozukluğun şiddetini ve kişinin işlevselliği üzerindeki etkisini değerlendirmek için belirli ölçütlerin kullanılmasını vurguluyor. Belirtilerin yoğunluğu, sıklığı ve süresi hakkında daha ayrıntılı bilgi içererek klinisyenlerin durumların şiddetini ve gündelik hayata etkisini daha iyi değerlendirmesine yardımcı oluyor.
  3. Dünya Sağlık Örgütü Yeti Yitimi Değerlendirme Çizelgesi (WHODAS 2.0): - GAF puanının yerini, yeti yitimini altı alanda ölçen WHODAS 2.0 aldı: biliş, hareketlilik, öz bakım, başkalarıyla geçinme, yaşam etkinlikleri ve katılım. Bu değişiklik, ruhsal sorunların gündelik işlevselliği nasıl etkilediğine dair daha incelikli bir anlayış sunmayı ve kişinin işlev kaybının daha kapsamlı değerlendirilmesini amaçlıyor.

Psikolojik danışmanlık açısından sonuçları

DSM-IV’ten DSM-5’e geçişin psikolojik danışmanlık ve ruh sağlığı tedavisi açısından önemli sonuçları var:

Sonuç olarak, DSM-IV’teki çok eksenli sistemi ve DSM-5’teki değişiklikleri anlamak ruh sağlığı uzmanları için çok önemli. DSM-IV’ün çok eksenli sistemi yapılandırılmış bir çerçeve sunarken DSM-5’in yaklaşımı ruhsal rahatsızlıkların tanı ve tedavisinde daha fazla netlik ve uygulanabilirlik hedefliyor. Bu değişiklikleri takip eden danışmanlar, destek verdikleri kişilere daha etkili bir destek ve bakım sunabilir.

Başlamaya hazır mısınız? Online terapi sürecinize bugün başlayabilirsiniz.

İlk seansınızı planlayın