
Bölme (splitting), borderline kişilik bozukluğu (BKB) olan kişilerde sıkça görülen psikolojik bir savunma mekanizmasıdır. Ancak başka kişilik bozukluklarında, hatta tanı almış bir ruhsal rahatsızlığı olmayan kişilerde de ortaya çıkabilir. Bu durum; insanları, durumları ya da kişinin kendisini hiç ya da neredeyse hiç ara ton olmadan uç ve kutuplaşmış şekilde, yani tamamen iyi ya da tamamen kötü olarak görmeyi içerir. Bu “siyah-beyaz” düşünce biçimi istikrarsız ilişkilere, yoğun duygusal tepkilere ve duyguları düzenlemekte güçlüğe yol açabilir.
Bölme nedir?
Bölme genellikle idealleştirme ile değersizleştirme arasında gidip gelen bir örüntüyü içerir. İlişkilerde bölme mekanizmasını kullanan biri, bir an bir kişiyi kusursuz ve hatasız görerek göklere çıkarabilir; ardından birdenbire onu değersizleştirip tamamen olumsuz, güvenilmez ve sevgiyi hak etmeyen biri olarak görmeye başlayabilir. Bu süreç önemsiz görünen olaylarla ya da algılanan küçük kırgınlıklarla tetiklenebilir ve algıda hızlı, çarpıcı değişimlere yol açabilir.
Nedenleri ve tetikleyicileri
Bölmenin kökenleri karmaşıktır ve çoğu zaman tutarsız bakım, ihmal ya da travma gibi erken çocukluk deneyimlerine dayanır. Bu deneyimler kişinin kendisine ve başkalarına dair istikrarlı ve bütünleşik bir bakış geliştirmesini zorlaştırabilir. Ayrıca genetik ve biyolojik etkenler de bu baş etme biçiminin gelişmesine katkıda bulunabilir.
Bölmeyi tetikleyen durumlar çok çeşitli olabilir: Kişiler arası çatışmalar, algılanan reddedilme, terk edilme korkusu ya da kişinin kimlik veya değer duygusunu sarsan durumlar bunlar arasındadır. Stresli yaşam olayları ya da büyük değişiklikler de bölme eğilimlerini artırabilir.
İlişkiler üzerindeki etkileri
Bölmenin ilişkiler üzerindeki etkisi derin olabilir. Bölme mekanizmasını kullanan kişiler başkalarıyla istikrarlı ve doyurucu bağlar sürdürmekte zorlanabilir. İdealleştirme ve değersizleştirme eğilimi, iniş çıkışlarla dolu bir ilişki dinamiği yaratabilir. Bu da çoğu zaman iki taraf için de sık çatışmalara, yanlış anlamalara ve duygusal çalkantılara yol açar. Zamanla bu örüntü ilişkileri yıpratabilir, sosyal yalnızlığa ve yalnızlık duygusuna katkıda bulunabilir.
Tedavi yaklaşımları
Bölme ve ilişkili zorluklarla çalışmada çoğu zaman temel yaklaşım terapidir; özellikle de diyalektik davranış terapisi (DDT). DDT; duygu düzenleme, kişiler arası etkinlik, sıkıntıya dayanma ve farkındalık becerileri geliştirmeyi vurgular. DDT sayesinde kişi siyah-beyaz düşünce kalıplarını fark etmeyi ve sorgulamayı, daha sağlıklı baş etme yolları geliştirmeyi ve daha istikrarlı, doyurucu ilişkiler kurmayı öğrenir.
Bilişsel davranışçı terapi (BDT), şema terapi ve psikodinamik terapi gibi diğer yaklaşımlar da bölme eğilimleriyle çalışmada faydalı olabilir. Bu yaklaşımlar bölmeye katkıda bulunan altta yatan inançları ve deneyimleri incelemeyi, öz farkındalığı ve içgörüyü artırmayı ve daha uyumlu düşünme ve ilişki kurma biçimlerini desteklemeyi amaçlar.
Baş etme stratejileri
Terapiye ek olarak bölme eğilimiyle mücadele eden kişiler, yoğun duyguları yönetmek ve dürtüsel davranışları azaltmak için öz bakım uygulamalarından ve baş etme stratejilerinden yararlanabilir. Farkındalık meditasyonu, günlük tutma ve topraklanma egzersizleri gibi teknikler daha fazla duygusal farkındalık ve dayanıklılık geliştirmeye yardımcı olabilir.
Anlayışlı arkadaşlardan, aile üyelerinden ya da destek gruplarından oluşan güçlü bir destek ağı kurmak da zor zamanlarda değerli bir kabul ve cesaret sağlayabilir. İlişkilerde açık iletişim ve sınır koymak bölme dinamiklerinin etkisini azaltabilir ve daha sağlıklı etkileşimleri destekleyebilir.
Sonuç
Bölme kişinin iyi oluşunu ve ilişkilerini önemli ölçüde etkileyebilir. Terapi alarak, baş etme stratejileri uygulayarak ve öz farkındalık geliştirerek kişi siyah-beyaz düşünce kalıplarını sorgulamayı, duygularını daha etkili düzenlemeyi ve başkalarıyla daha doyurucu bağlar kurmayı öğrenebilir. Sabır, kararlılık ve destekle bölmenin getirdiği zorlukların üstesinden gelmek ve daha dengeli, daha bütünleşik bir hayat sürmek mümkün.