
Çoğu zaman fark edilmeyen ama silinmez izler bırakan konulardan biri ikincil travmadır. Kişiyi doğrudan etkileyen birincil travmadan farklı olarak ikincil travma başkalarının yaşadığı acılara tanıklık etmekten ya da onları dinlemekten kaynaklanır. Bu yazıda ikincil travmanın ne olduğunu, hayatımızı nasıl etkileyebileceğini ve etkileriyle baş etmeye yönelik stratejileri ele alıyoruz.
İkincil travmayı tanımlamak
Dolaylı travma (vicarious trauma) ya da merhamet yorgunluğu olarak da bilinen ikincil travma, başka bir kişinin travmatik deneyimlerine maruz kalmaktan kaynaklanan duygusal sıkıntıdır. Bu olgu sağlık çalışanları, terapistler, ilk müdahale ekipleri, gazeteciler ve hatta travma yaşamış birine destek olan arkadaşlar ve aile üyeleri gibi yardım mesleklerinde ya da rollerinde bulunan kişiler arasında yaygındır. Türkiye’de 6 Şubat depremlerinin ardından arama kurtarma ekiplerinde, sağlık çalışanlarında ve haberleri sürekli izleyen pek çok kişide bu etkiler belirgin şekilde görüldü.
Zincirleme etki
- Duygusal tükenme: Travmatik olaylara tanıklık etmek ya da onları dinlemek duygusal tükenmeye yol açabilir. Başkalarının acısına sürekli maruz kalmak kişinin duygusal kaynaklarını tüketebilir ve onu yorgun, bunalmış ve duygusal olarak boşalmış hissettirebilir.
- Ruh sağlığına etkisi: İkincil travma ruh sağlığını yıpratabilir; kaygı, depresyon ve hatta travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) belirtilerine yol açabilir. Sarsıcı hikâyelere süregiden maruziyet artmış bir kırılganlık ve korku duygusuna katkıda bulunabilir.
- Yıpranan ilişkiler: İkincil travma yaşayan kişiler başkalarıyla kişisel düzeyde bağ kurmakta zorlanabilir. Taşıdıkları duygusal yük ilişkileri zorlayabilir ve yalnızlık ve kopukluk duygularına yol açabilir.
- Kinizm ve duyarsızlaşma: Zamanla travmaya tekrar tekrar maruz kalmak bir kinizm ya da duyarsızlaşma duygusuna yol açabilir. Kişi empati kurmakta ya da duygusal bağ kurmakta zorlanabilir ve bir baş etme yolu olarak daha mesafeli ya da hissizleşmiş bir bakış açısı benimseyebilir.

Kimler daha kırılgan?
Bazı etkenler kişinin ikincil travmanın etkilerine karşı kırılganlığını artırır:
- Yardım rollerindeki profesyoneller: Sağlık, sosyal hizmet, acil durum hizmetleri ve psikolojik danışmanlık alanlarında çalışanlar travmaya doğrudan maruz kaldıkları için daha yüksek risk altındadır. İşlerinin doğası gereği sarsıcı koşullarla karşı karşıya olan insanlarla sürekli ilgilenirler.
- Empatik kişiler: Empati düzeyi yüksek kişiler şefkatli ve anlayışlı olsalar da duygusal sınırlarını korumakta zorlanabilir. Başkalarının duygularıyla kurdukları derin bağ ikincil travmanın etkisini artırabilir.
- Kişisel travma geçmişi: Kendi geçmişinde travma olan kişiler ikincil travmanın etkilerine daha yatkın olabilir. Var olan travma başkalarının sarsıcı deneyimleriyle karşılaşıldığında duygusal tepkiselliği artırabilir.
- Sınırlı destek sistemleri: Hem iş yerinde hem de özel hayatta güçlü destek sistemlerinin olmaması ikincil travmanın etkisini yoğunlaştırabilir. İşin zorluklarını anlayan ve kabul eden bir çevre koruyucu bir etken işlevi görebilir.
İkincil travmayla baş etme stratejileri
- Öz bakım: İkincil travma riski taşıyan kişiler için öz bakıma öncelik vermek çok önemlidir. Keyif ve rahatlama veren etkinliklere zaman ayırmak, sağlıklı bir iş-yaşam dengesi kurmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak etkiyi hafifletmeye yardımcı olabilir.
- Sınırlar: Hem özel hem de iş hayatında net sınırlar koymak şarttır. Kendi sınırlarını tanımak ve gerektiğinde “hayır” demeyi öğrenmek ikincil travmanın bunaltıcı birikimini önleyebilir.
- Düzenli kontrol: Kendinizle ve meslektaşlarınızla düzenli olarak “nasılım/nasılsın” konuşmaları yapmak destekleyici bir ortam yaratabilir. İşin duygusal yükü hakkında açık iletişimi teşvik etmek bir topluluk ve anlayış duygusu geliştirir.
- Profesyonel destek: Psikolojik danışmanlık ya da terapi yoluyla profesyonel destek almak ikincil travmayla ilişkili duygusal zorluklarla çalışmak için önleyici bir adımdır. Bir ruh sağlığı uzmanı rehberlik, baş etme stratejileri ve duyguları işlemek için güvenli bir alan sunabilir. Terapistler için düzenli süpervizyon da bu açıdan çok önemlidir.
İkincil travma ve Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
BDT, olumsuz düşünce kalıplarını ve davranışları fark edip sorgulamaya odaklanan bir terapi yaklaşımıdır. İkincil travma bağlamında BDT şu konularda çok etkili olabilir:
- Bilişsel yeniden yapılandırma: BDT kişinin ikincil travmayla ilişkili çarpıtılmış düşünce kalıplarını fark etmesine ve yeniden çerçevelemesine yardımcı olur. Olumsuz inançları sorgulayan ve daha uyumlu düşünme biçimleri geliştiren kişi duygusal sıkıntısını azaltabilir.
- Beceri geliştirme: BDT kişiyi stresi ve bunaltıcı duyguları yönetmek için pratik baş etme becerileriyle donatır. Farkındalık, gevşeme egzersizleri ve sorun çözme stratejileri gibi teknikler ikincil travma karşısında dayanıklılığı artırabilir.
Diğer psikoterapiler
BDT’nin ötesinde çeşitli psikoterapiler ikincil travmayla çalışmada etkili olabilir:
- Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR): EMDR sarsıcı anıların duygusal etkisini hafifletmek için bu anıların işlenmesine odaklanır. Özellikle ikincil travmaya bağlı olarak TSSB’ye benzer belirtiler yaşayan kişiler için faydalıdır.
- Farkındalık temelli terapiler: Farkındalık Temelli Stres Azaltma (MBSR) gibi farkındalık temelli terapiler öz farkındalığı ve duygu düzenlemeyi güçlendirebilir. Farkındalık pratiği kişinin ikincil travmayla ilişkili duygusal karmaşıklıkta yol almasına yardımcı olabilir.
Sonuç
BDT ve diğer psikoterapiler gibi terapötik yaklaşımları baş etme yollarımıza katmak iyileşmenin ve dayanıklılığın önünü açabilir. Ruh sağlığına değer veren destekleyici bir topluluk oluşturarak ikincil travmanın etkileriyle birlikte baş edebilir ve bir iyi oluş kültürünü destekleyebiliriz.